banner5

banner4

banner9

İnce'nin gazeteciye konuşan 'yakını' kim?

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, CHP'den ayrılarak yeni parti kuracağı konuşulan Muharrem İnce ile ilgili basında yer bulan 'kulis' haberlerini eleştirdi.

MEDYA 05.08.2020, 13:41
İnce'nin gazeteciye konuşan 'yakını' kim?
banner8

'Muharrem İnce'nin yakın kaynakları' denerek İnce'nin ağzından verilen bilgilerin gazetecilik açısından doğru olmadığını söyleyen Bildirici, "Bariz olan şu; Muharrem İnce günlerdir kendi ağzından yazılanları yalanlamıyor. Anlaşılan bu haberlerden rahatsız da değil, bir şekilde onun onayıyla yayımlanıyor bunlar. Ama kendi ağzından ya da onun adına yazılmasını da istemiyor" değerlendirmesinde bulundu.

İşte Bildirici'nin bugünkü yazısı:

Haberi ilk duyuran Yeni Şafak’ın istihbaratçı yazarı Bülent Orakoğlu’ydu. 29 Temmuz’da yayımlanan “CHP’nin delegeleri lejyoner mi” başlıklı yazısının sonunda “Güvenilir kaynaklardan aldığım bir bilgiye göre Muharrem İnce’nin bayram sonrasında CHP’den kopacak bazı milletvekilleri ile yeni bir parti kurma hazırlığında olduğu belirtiliyor” diyordu.

    Orakoğlu’nun bu yazısını Hürriyet’ten Yalçın Bayer’in “İnce 15 Eylül’de partisini kuruyor” başlıklı yazısı izledi. Bayer, 31 Temmuz’da yayımlanan bu yazısının girişinde şu bilgiyi veriyordu:

     “CHP’den cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin kurultaydaki gelişmelerden sonra arkadaşlarıyla bir durum değerlendirmesi yaptığı, bunun sonucunda ‘esas’ CHP ilkelerine bağlı bir parti kurulması kararı aldıkları öğrenildi. İnce’ye yakın bir isim ‘partinin kuruluşunun 15 Eylül’de açıklanacağını’ söyledi.”

    Görüldüğü gibi, Yalçın Bayer’in yazısında okura duyurduğu, İnce’nin yeni parti hazırlıklarıyla ilgili bilgi “İnce’ye yakın bir isme” dayanıyordu. Bu yazı geniş yankı uyandırdı, Yalçın Bayer ertesi gün de konuya “Muharrem İnce’yi izlememiz gerekiyor” diye devam etti.

   Fakat ilginçtir, Muharrem İnce’den ne bir doğrulama ne de bir yalanlama geldi. 2 Ağustos günü sosyal medya hesabından kısa bir açıklama yaparak, bir karar aşamasında olduğunu duyurdu:

     “Bu süreçte bir gazeteye, haber ajansına konuşmadım, açıklama yapmadım. Memleket için doğru olduğuna inandığım bir karar aldığımda kararımı açıklarım. Herkese iyi bayramlar.”

     Hürriyet’te Abdülkadir Selvi’nin 3 Ağustos’ta kaleme aldığı yazı “İnce: Kurultay’dan sonra çok talep alıyorum” başlığı nedeniyle İnce ile konuşulduğu izlenimi veriyorsa da “yakın kurmaylarına dediği söyleniyor” formatındaydı.

     Aynı gün Cumhuriyet’te Mahmut Lıcalı’nın “İnce, ‘Parti kuracak’ iddialarına ilişkin yakınlarına konuşmuş: 4-5 ayda birinci parti hareketi yaratılabilir” haberi de Selvi’nin yazısı gibi “yakın çevresi”ne dayanıyordu.

     İnce’nin “yakın çevresi”ne dayalı Muharrem İnce haberlerinin en genişini Sözcü’de Saygı Öztürk yazdı. 4 Ağustos’ta yayımlanan “Muharrem İnce neler söyledi?” yazısında tam 11 soru yanıt yer alıyordu. Öztürk, konuştuğu kişiyle ilgili olarak “Muharrem İnce’nin çok yakınında olan bir siyasetçiye güçlükle ulaştım. Kendisine net sorular sordum, o da ‘İnanın sizin merak ettiklerinizi biz de merak ettik ve kendisine sorduk’ dedi. İsminin açıklanmasını istemedi” bilgisi veriyordu. Ama ilk soru “CHP’den ayrılacak mısınız?” cevap da “Evet, ayrılacağım” biçimindeydi, diğerleri de öyle “İnce’nin yakınındaki siyasetçi” değil de Öztürk kendisi sormuş Muharrem İnce yanıtlamış gibi devam ediyordu soru cevaplar.

     Ardından gündemin ilk sıralarına yükseldi bu konu. Gazetelerde yazılar ve haberler birbirini izledi; televizyonlarda haber programları bile düzenlendi. Tümünde de yorumlar “İnce’nin yakınındaki gizli kişi”nin açıkladıkları üzerinden ilerledi.

      Baykal’ın da hep "yakını" konuşurdu

      İnsan bu söyleşileri, bu açıklamaları okuyunca sormadan edemiyor; Muharrem İnce adına bu kadar ayrıntılı açıklama yapabilen, ona sorular sorup yanıtlarını aktarabilen bir “yakını kim olabilir? Yalçın Bayer, Abdülkadir Selvi, Mahmut Lıcalı ve Saygı Öztürk, bu kişiyle ilgili hiçbir ipucu vermiyorlar!

    Bu durum bana Türkiye’de eskilerde kalan bir gazetecilik yöntemini çağrıştırıyor. Eskiden siyasetçiler kritik durumlarda gazetecilere konuşur ama demeci onun ağzından değil “yakını”, “yakın çevresinden bir kişi” vs diye demeçler yazılırdı.

    Örneğin Deniz Baykal demeç vermeyi sakıncalı gördüğü kritik durumlarda seçtiği gazeteciye konuşurdu ama haber “yakın çevresi”nden birine konuşmuş gibi yazılırdı. Aslında gazeteciler de CHP’liler de bilirdi o demecin Baykal’a ait olduğunu.

   Eskiden kimi üst düzey bürokratlar, askerler çeşitli suçlamalara maruz kaldıklarında ya da gizli bir konuyu kamuoyuna duyurmak istediklerinde eşleri demeç verirdi gazetecilere. Böylece hem suçlamaları yanıtlamış olurlar hem de sorumluluk almamış olurlardı.

      Kaynağı gizli demeç yazılmaz

      Haber kaynağı bu şekilde gizli tutulan haberler en çok Genelkurmay ile ilgili yazılırdı. En son 2015 yılında Hürriyet’te yayımlanan “Karargâh rahatsız” haberi de Genelkurmay ile konuşarak hazırlanmıştı ama “askeri kaynaklar” denilerek kaynağı gizlenmişti. Haber iktidarın tepkisine neden olunca Genelkurmay bile sahiplenmemişti.

   İşte kaynağı gizli haberlerin en büyük sorunu da budur. Haber kaynağı, ateşi kendi elinde tutmak yerine gazetecinin avucuna bırakır, onu kullanır; sorun çıktığında da gazeteciyi sorumlulukla başbaşa bırakır.

    Habercilikte temel kural, kaynağın adının sanının açıkça yazılmasıdır. Çünkü haberde aktarılan bilgi, kaynağı ile birlikte anlam kazanır. Sadece istisnai durumlarda haber kaynağının adı gizlenir. Bu durumda adının gizlenmesini isteyen haber kaynağının, yanlış yönlendirme, gerçeği çarpıtma, gazeteciyi kullanma gibi bir amacı olup olmadığı iyice kontrol edilmek durumundadır.

       Dahası kaynağı gizli tutulan haberler, somut bir olay ya da bir gelişmeyle ilgili olmalıdır. Birinin düşüncesi, konuşması, sözleri gizli kaynaklara atfen yazılamaz.  Çünkü gazeteci, adının açıklanmasını istemeyen bir kişinin verdiği bilgi somut bir olayla ilgili olduğunda kontrol edebilir, doğruladıktan sonra yayımlayabilir. Duygu, düşünce, değerlendirmeler ise ancak o kişiyle birlikte anlam kazanır. Adı saklanan bir kişinin duygu ve düşüncelerini yazan gazetecinin söylenenleri doğrulama imkânı yoktur. O nedenle gazeteci, o kişi adına bütün sorumluluğu alıp, onun sözcülüğünü yapmış olur.

      Okur yanıltılıyor, ibre İnce’yi gösteriyor

     CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurmaya hazırlanan Muharrem İnce gisi bir politikacının bu aşamada medyaya konuşmak istememesi anlaşılabilir. Yine de duygu, düşünce ve değerlendirmelerini kamuoyuna aktarmak istiyorsa birini sözcü tayin eder; bu kişi çıkar medyanın önüne “Ben Muharrem İnce’nin sözcüsüyüm” der ve istediğini açıklar. Öyle biri de yok ortada. Konuşanın adı gizli tutuluyor!

     Bariz olan şu; Muharrem İnce günlerdir kendi ağzından yazılanları yalanlamıyor. Anlaşılan bu haberlerden rahatsız da değil, bir şekilde onun onayıyla yayımlanıyor bunlar. Ama kendi ağzından ya da onun adına yazılmasını da istemiyor.

     O zaman da tek seçenek kalıyor geriye. Onu da dün sabah Muharrem Sarıkaya Habertürk televizyonunda dile getirdi. “Biz medya mahallesinde ‘Yakınındaki kişi konuştu’ diye yazıldığında aslında onun konuştuğunu biliriz” dedi.

     Ben de katılıyorum Muharrem Sarıkaya’nın yorumuna. Yazılanların üslubu, bugüne değin yalanlamaması ve gazetecilik açısından gerekmediği halde “yakınındaki kişi”nin adının gizli tutulması Muharrem İnce’nin kendisini işaret ediyor.

     Böylece Muharrem İnce, “sözcüsü” haline getirdiği gazeteciler aracılığıyla düşüncelerini topluma duyurup parti hazırlıklarıyla ilgili nabız yoklamış oluyor.  Üstelik de hiçbir sorumluluk üstlenmiyor; ilerde bir sorun olursa “Karargâh rahatsız” haberinde Genelkurmay’ın yaptığı gibi “Ben konuşmadım ki” deyip işin içinden sıyrılabilir. O zaman da fatura gazetecilere kesilir.

   Okuru yanıltmaya dayalı bu yöntem Muharrem İnce bakımından yararlı olabilir ama gazetecilik açısından asla kabul edilemez.

Yazıyı kaynağından okumak için tıklayın

Yorumlar (0)
18
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
banner3